Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“Anne” iki hece, bildiğimiz en kutsal sözlerden biri.

Yazının Giriş Tarihi: 08.05.2022 20:05

Ayağının altında cennet olduğuna inandığımız koruyucu meleğimiz. Hayatımızdaki yeri o kadar büyük ki dilde de ana kelimesi ile anlatmışız derdimizi. “Ana dil” imiz vardır, “ana vatan” ımız gibi.

 “Ana evin direğidir.”  deriz ve biliriz ki ana ne olursa olsun derleyen, bir araya getirendir.

“Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz” der de ne kadar üstün olduğunu somutlaştırırız.

 Asker ocağı “ana kucağı” dır gözümüzde. Şefkatin anıt ismidir anne.

“Anne yüreği” en sıcak ve en kırılgan yürektir. Teyzemizi “anne yarısı” diye severiz, onun bizi annemiz gibi seveceğine inanarak.

“Anasının bastığı yavru incinmez” anne merhametinin dilde karşılığıdır.

“Analı ördek gölde, anasız ördek çölde” der de annesini yitirenlerin koruyucu meleğinden uzakta çaresiz kaldığını dillendiririz.

Başımıza bir şey gelse “ağlarsa anamız ağlar gerisi yalan ağlar” diyerek etrafımızdakilerin samimiyetine ölçü koyarız.

Acımadan anaları ağlatır “anasını ağlatmak” tan söz edip çektirdiğimiz sıkıntı ve eziyete de tartıda bir yer buluruz.

İlk yiyeceğimiz, yeryüzünde bizi koruyacak ilk sağlık kalkanımız süt “anamızın sütü”. Kazancını, “anasının ak sütü gibi helal ettirmek” için çırpınanlar görürüz.

Anasından emdiği sütü burnundan getiririz başkasının. Kimimiz “anasının gözü” dür. Korkarız böylelerinden. Kimimiz “ana kuzusu ”dur alay ederiz kırılganlığıyla.

Kimimizi “anası Kadir gecesi doğurmuştur” ki şansı hep yaverdir.

Üzülürüz kızımıza “anasının bahtı kızına yazılır” diye. “Anası kılıklı” lar vardır bir de pek de sevmediğimizden anasını, yavrusuna böyle deriz. “Anası ne ki danası ne olacak” diye pekiştiririz.

Evleneceklere öğüt veririz “anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al” diye. Biliriz ki ana “ilk öğretmen, ilk rehber, ilk mentor” dür.

Anamızdan doğarız da “anamızdan doğduğuna pişman eden” lerle sınanırız.

Bir malın fahiş fiyatını anlatmak için “anasının nikâhını istemek” deriz. Ana kutsaldır ya hani sözde yeminimizi en çirkin ve kaba haliyle bu kutsal kelime üzerine kurar, şişine şişine söyleriz: “anam avradım olsun!” .

Analar ki çiğ eti yoğurur da onu “insan” yapacak erdemlerle şekillendirir.

Anne, kutsal bildiğimiz koruyucu meleğimiz. Dilde ne çok yer etmiş ve ne çok basitleştirmişiz bu kelimeyi.

Analar gözümüz, elimiz, ayağımız, dilimiz, damağımız. Arif Nihat Asya’nın kaleminden dökülen “Anne” şiiri beni her zaman çok sarsmıştır. Günün ruhuna, hepimizde iz bırakan annelerimize gelsin.

“İlk kundağın ben oldum yavrum,

İlk oyuncağın ben oldum.

Acı nedir, tatlı nedir bilmezdin

Dilin damağın ben oldum.

Elinin ermediği, dilinin dönmediği

Çağlarda yavrum

Kolun kanadın ben oldum

Dilin dudağın ben oldum.”

Çağ değişti şüphesiz. Sevgi, saygı ve değer pırlantalar, yanardönerli kutlamalar, öz çekim fotoğrafların sayısı ile ölçülür oldu. Sahi sizin çılgın planınız ne? Maddeye tutsak etmeden anneye aydınlık bir anlam yükleyebilecek miyiz?

                                                                                  Ülkü DEMİRAY

                                                                        ulku_demiray03@hotmail.com

google-site-verification=trBUEZyee7gIbXyiQDk3Xu5XdBWrGr7EqUhGr-Os2pE