Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Çevre Mühendisliği dediğimizde aklınıza ilk ne geliyor?

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 16.06.2022 15:01

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 16.06.2022 03:01

Çevre Mühendisliği dediğimizde aklınıza ilk ne geliyor?

Birçok kişi bu meslek gurubunu çevre düzenlemesini yapan kişi olarak tanımlıyor. Oysa ki çevre mühendisi doğal kaynakları tüketmeyi değil, doğaya sahip olduklarını geri vermeye çalışan bir mühendislik dalıdır. Bu mühendislik dalının başlıca çalışma alanları; su ve atıksu arıtımı, hava kirliliği, toprak kirliliği, atık bertarafı, atık yönetimi gibi dünyamızın geleceğini etkileyen ve ekosistemimizin temel taşlarının korunmasını sağlayan etmenlerdir.

Sanayinin ilerlemesi ve buna bağlı olarak tüketimde artışların yaşanması beraberinde atık miktarının da giderek artmasına sebep olmaktadır. Eğer bu duruma karşı önem alınmaz ise çevre ve insan sağlığı ciddi bir tehlike içerisinde olacaktır. Çevre sorunlarının en üst seviyede olduğu günümüzde sanayi atıklarının geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanımı gündemde büyük ilgi gören, desteklenmesi ve ilerletilmesi gereken konuların başında gelmektedir. İşte bu atıklardan biri de adını çok sık duymadığımız fakat yakıt olarak kömür ve linyit kullanılan termik santrallerde, kömür kullanarak demir, çelik ve diğer metal üretimi yapan ısı ve kazan tesislerinde atık veya yan ürün olarak ortaya çıkan ve çevreye bela olan uçucu küldür. Türkiye’deki termik santrallerde yıllık toplam kömür ve linyit tüketimi yaklaşık 55 milyon tondur ve buna bağlı olarak 15 milyon ton civarında da uçucu kül ortaya çıkmaktadır. Peki bu kadar uçucu kül bertaraf edilebiliyor mu? Ediliyor ise nasıl bertaraf ediliyor? Bu sorulara kısmen evet cevabını verebiliriz fakat doğrusunu söylemek gerekirse bu konuda yabancı ülkeler kadar ilerlemiş durumda değiliz maalesef.  Belçika, Danimarka, Hong Kong, İtalya, Meksika ve Hollanda gibi ülkelerde üretilen uçucu külün yüzde 80’inin başta çimento üretimi olmak üzere diğer mühendislik uygulamalarında kullanıldığı bilinirken, ülkemizde çok az bir bölümünden yararlanılmaktadır. Bu durumda beraberinde hem çevre sorunlarının hem de ekonomik kayıp olması açısından bu konuya yönelik çalışmaların ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Türkiye’de uçucu kül anlamında ilk çalışma 1964 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü bünyesinde uçucu külün çimento ve betonda katkı maddesi olarak kullanılabilirliği araştırılarak ortaya çıkan verilerle uçucu kül Gökçekaya barajı inşaatında katkı maddesi olarak başarıyla kullanılmıştır. 1968’de Türk Standardları Enstitüsü (TSE) uçucu külün çimento ve betonda katkı maddesi olarak kullanılmasına ilişkin standart yayınlamıştır. Aslında atıkların inşaat sektöründe ve diğer mühendislik alanlarında yan ürün ya da dolgu maddesi olarak kullanılması, doğal malzemenin kullanımının azaltılmasına yol açacağı için doğanın korunmasına yardımcı olabilir. Buna ek olarak, kullanılabilir atıkların değerlendirilmesi ve ham madde olarak kullanılması, depolama ve diğer nedenlerden oluşan çevre kirliliğini azaltılarak ekonomiye de katkı sağlayabilir. 


Öte yandan uçucu külün çevreye verdiği zararlar haber gündeminde de yerini aldı ve almaya devam ediyor. Örneğin 2006 yılında Hürriyet’in yayınladığı bir haber başlığı ve detayları şu şekilde idi ‘Yatağan'da kül üretimi için suç duyurusu’. ‘Bulunduğu yıl içerisinde (2006), yarattığı çevre kirliliği nedeniyle dokuz kez, toplam 2 milyon YTL'nin üzerinde para cezasına çarptırılan Yatağan Termik Santrali hakkında çeşitli iddialar ortaya atıldı. Santralde yakıt olarak kullanılan kömürden elde edilen uçucu külün, santral sahasında faaliyet gösteren Hat Çimento tarafından 2003 yılında kurulan sepere tesislerinde işlem gördükten sonra, baraj inşaatlarında kullanıldığı, elde edilen külü artırmak için santralin üç üniteyle çalıştırıldığı öne sürüldü.’ Yayınlanan bu haberden de anladığımız gibi uçucu külün geri dönüştürülerek kullanımı sadece çevresel açıdan değil, ekonomik olarak da önemlidir. Endüstriyel simbiyozu daha yaygın hale getirebilmek için güzel bir araç olabilecek bu atık ülkemiz için de oldukça önem arz etmektedir. 


Uçucu kül ile alakalı diğer bir haberde 2018 yılında Habertürk’ün yayınlamış olduğu, başlığı ‘İZAYDAŞ bir patent daha aldı.’ olan, ülkemizin önemli atık arıtma, yakma ve değerlendirme kuruluşu olan İzmit Atık ve Artıkları Arıtma Yakma ve Değerlendirme A.Ş.(İZAYDAŞ) ile ilgili olan haberdir. Haberin detaylarında ‘İZAYDAŞ, tehlikeli atıkların yakılması ile üç ayrı kademede baca gazından ayrılmış uçucu küllerin, fiziksel-kimyasal arıtma ünitesinde ön işleme tabi tutulması ve bünyesinde bulunan ağır metallerin çözünemeyen bileşiklere dönüştürülmesi ile ilgili olan proses için patent almaya hak kazandı. Bu proses ile yakma tesisi uçucu külleri, fiziksel-kimyasal arıtma sisteminde venturi ve desülfirizasyon ünitesi atık suları ile beraber arıtılarak stabilize edilirken kapalı bir sistemle küllerin ön işlemi sağlanarak çevre ve insan sağlığı açısından olumsuz etkileri ortadan kaldırılıyor’ şeklinde açıklamalar yer almaktadır. Böyle haberler ne kadar içimize bir nebze olsa su serpse de bu durumun daha yaygın hale gelebilmesini sağlamak bizlerin elinde diye düşünmeden edemiyorum. Çevreye daha duyarlı hale gelmek ve doğamızı korumak için biraz daha özveri olmak yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

google-site-verification=trBUEZyee7gIbXyiQDk3Xu5XdBWrGr7EqUhGr-Os2pE